Tango

Tango bir tutkudur

Tango, çok uzun bir süre büyük kitlelerin ilgisini çeken gerçek bir olgudur,heyecandır, varoluş hikayesidir. Etki alanını müzikten
çok ötelere genişletebilmiş ve bir
milletin sosyo-kültürel yaşamının
ifadesi olmuştur. Anavatanı olan
Arjantin’de dolaylı veya dolaysız
olarak tango olayına karışmamış
sanat ve sanatçı yok gibidir:
şairler, müzisyenler,yazarlar,
gazeteciler, ressam ve heykeltıraşlar,
hatta politikacılar.

Tango sosyal bir oluşumdur. Tangoyu sadece bir dans müziği olarak ele almak dar bir görüş çerçevesinde kısıtlamaktır. Tango; çok cepheli bir stratejidir; müzik, dans, şarkı sözleri, gösteri, felsefe…Buenos Aires’te bir asırdan fazla bir zamandır –yaklaşık sekiz kuşak boyunca devam eden sanatçıların eseri olarak- tango, tanınmış evlerin avlularında, genelevlerde, kenar mahalle barlarında oluşan karakterini ve orjinalliğini tamamen korumuştur. Canlı ve süregelen bir sanat olarak 30 bin den fazla sahnede sunulmuş eserle ve 50 bin i aşan plak ve bant kayıtlarındaki yorumlarla Buenos Aires’in bir ayini gibidir. Türkiye’de de tango Cumhuriyetle birlikte, batıya yönelik çıkan büyük değişimlerle, İstanbul ve Ankara’da balolarda yabancı müzisyenlerin çaldığı birkaç örnekle duyulmuştur. Necip Celal’in 1928 yılında Seyyan Hanım tarafından plağa okunacak, ardından Fehmi Ege’nin ilk tangosu ve diğerleri gelecektir…

Tango, kadınların katılmış olduğu, halende aktif olarak katıldığı, erkek- egemen bir alt-kültürle ilişkilidir. Mücadeleye çoktan hazır bir pratiktir…

Tango, diğer dansların yapısı içinde saklı olan üstün unsurların hiçbirine sahip değildir; bir kadın ve bir erkek hakkında değildir.. Tango; cinsiyet eşitliğidir; bu sürpriz olmayan zaten bilinen bir şeydir… tahrik olma, beklenmedik herhangi bir şey yoktur bu temasta. Kararlaştırılmış bir temastır, önceden varılmış bir anlaşmadır, tango sözleşmesidir. Tango tarihi, asla tanışmamış olması gerekenlerin yada tanıştıkları halde sonsuza kadar karşılaşmamış olarak kalacakların karşılaşmalarının öyküsüdür..

Tangonun öyküsü böyle.. Benim öykümde böyle.. Kaçınsam bile kucak açtım; bir çatışmadan kaçsam bile bunu sadece diğer bir çatışmanın içine pervasızca dalmak için yaptım. Hiç karsılaşmamış olmam gereken kimselerle karşılaştım, tango sağolsun. Tangoya olan ilgim, düş kırıklığından, acıdan, öfkeden ve bu evrendeki kadın rolümü anlamaya duyduğum açlıktan doğdu.. ve en önemli sebebim; biliyorum ve hep bildim DÖVÜŞEN ÖLMEZ….

Şimdi ise, İstanbul’da aktif olarak haftada bir kaç gününü tango yapmaya ayıran yaklaşık 700 kişilik bir camiamız, seçkin tango eğitmenlerimiz, ve her aksam düzenlenen dans geceleri sayesinde, hep alternatif bir programımız var. Kimseyle konuşmama gerek kalmadan, dans ederek meditasyon yaptığım, kendime ayırdığım bir zamanım, kendim için yaptığım bir HAREKETİM VAR….. İnsanın kendisi, sadece kendisi için bir şeyler yapabilmesinden daha kıymetli, daha büyülü bir şey yoktur. Bunun en kuvvetli ifadesi de TANGO ‘ dur Dans etmek üzere…. Yasemin Oğuz 0533 394 02 64

Kaynaklar:
TANGO/Tutkunun Ekonomi Politiği – Marta E. Savigliano
Yıllar Boyunca Tango 1865-1993 - Fehmi Akgün