Tango Tarihi - Arjantin Tango
Her kent, taihi, efsaneleri, abide ve caddeleri, kendine ozgu bircok
ozellikleriyle digerlerinden ayrılır. Kuskusuz sanatı ve muzigi de farklılık
gosterir. Gercekten, basit bir melodi bize bir yoreyi, bir sehri anımsattıgı
gibi, onu duslerimizde yasatabilmemiz ve hic gormemis olsak da ozleyebilmemiz
icin yeterde artar bile. Boylelikle, Viyana valslerinden, Napoliten sarkılardan,
Habanera’dan, Madritlilerin Chotis’lerinden soz edebiliyoruz. Her kentin
muziginde o yore insanının kimligini bulabilecegimiz gibi, sokaklarında
kendiliginden dogmus mırıltıların, seslerin sevinc ve huzunlerin herhangi bir
melodide somutlastıgını gorebiliriz. Aynı sekilde tangoda, Buenos Aires’in ve
Buenos Aires’linin muzigidir.
Buenos Aires, guney yarımkuredeki en onemli sehirlerden biridir. 35.paraleldedir. 1536 yılında kurulmus, 1542 de tahrip edilmis, 1580 de yeniden ve temelli olarak kurulmustur. Uc asır sonra 1880 yılında ise Arjantin’in baskenti olarak ilan edilmistir.
Buenos Aires La Plata nehrinin batı kenarında yer alır. 19. asrın ikinci yarısında Eski Dunya’dan Arjantin’e, ozellikle Buenos Aires’e goc eden milyonlarca insan, aradan bir yuzyıl bile gecmeden bu yeni ulkede beliren hislerini – ki bunlar ofke, huzun, vatan hasreti ve dus kırıklıgı olmustur- asırı bir duygusallıkla yogurarak Rio de la Plata’nın en karakteristik ve sasırtıcı olgusunu dunyaya armagan ediyordu: TANGO….
Bu donemde, yani gecen asrın sonlarına dogru Buenos Aires, bir tur ‘yalnız
insanlarca’ istila edilmisti (nufusun %70 i yabancı ve %65 i erkekti). Bu
insanlar genellikle sehrin bakımsız, kenar mahallelerinde, gocmenlerin hep bir
arada yasadıkları ve conventillo adı verilen kira evlerinde, her tur insanın
barındıgı pansiyonlarda,
genelevlerde, yasalara aykırı islerin döndüğü karanlık
sokaklarda sarap ve cana denilen bir tur seker kamısı rakısı iciyorlar, sarkı
soyluyorlar, dedikodu yapıyorlar ve dovusuyorlardı. Gaucho’lardan, Sicilyalı
kanun kacaklarından, limaniscilerinden, muhabbet tellallarından ve melezlerden
olusan bu altkulturu bas aktoru compadre veya compadrito adı verilen kabadayı
tipi idi. Kendini begenmis, gururlu, kavgacı, kıskanc ve cesur bir erkek, bir
macho. Bu kabadayı tipinin tanımına Borges’in El Compadrito kitabında da
rastlanmakta. Yazar tanıdıgı Don Nicanor Paredes adlı bir kabadayıdan bu hayatın
butun raconunu ogrenir. Compadrito ve bir fahise olan partneri pervasız,
kıskırtıcı ve heyecan verici, garip bir ‘pas de deux’ dansı yaparlar. Bu dansın
muziginde, habaneradan bir parca, Arjantin’e özgü ve diger bir bölümde
degindigimiz milongadan bir parca, nihayet Endülüs ve Italyan folklorundan bir
parca mevcuttur. Bu müzige ilkel anlamda tango demek zorundayız.
Tango bu gunlerde, kapalı ve kücük cevrelerin ayıplanan ve horgörülen
müzigidir. Her ne kadar, cesitli vesilelerle bir araya gelen göcmen ailelerin
eglentileri, iclerinden bir ciftin (genellikle genc ve delimsen bir ciftin)
yaptıgı tango dansını iceriyorsa da, ile babaları bu muzige kusku ile bakmakta
ve bırakın dans etmeyi, sabah fabrikaya calısmaya giden kız cocuklarının
kulakları tango sozlerini ve bandoneonun bastan cıkartıcı ezgilerini duymaması
icin pamukla tıkanmaktadır. Tango daha cok genelev dunyasında ragbet gormektedir.
Muhabbet tellalları, cafishio veya cafio’lar ile cogunlukla fakir Dogu
Avrupa’dan gelen sermaye kadınların, kacamak yapan maceraperestlerin bu yeni ve
erotik dansı rahatlıkla yapabilecekleri yer ancak bu batakhanelerdi. Tango da
yasama fırsatı bulabildigi bu yerlerin butun edepsizlikleri ve kendine ozgu
dili, Lunfardo ile yogrulmaktadır. Ama tango genelev dunyasından cabuk
kurtulacaktır. Lo de Hansen ve Armenonville gibi kucuk burjuva ailelerinin
gittigi acık hava eglence gazinolarında tango biraz daha edepli haliyle artık
yadırganmamaktadır. Ancak Tangonun kentin eglence ve kutur merkezi olan Calle
Coriente’ye tımanabilmesi icin aradan bir zamanın gecmesi ve Avrupa ile
tanısması gerekmektedir. Cesitli nedenlerle Avrupa’ya giden Arjantinli
muzisyenlerin bu muzigi oraya tasımasıyla, tango Paris’ten baslayarak süratle
yayılır ve buyuk begeni toplar. Artık Tangonun Buenos Aires tarafından oz evlat
olarak kucaklanması donemi baslayacaktır. Ve tango bu ana kucagında cok cabuk
gelisir, boy atar. Dunyayı etkileyecek bir akım haline dönüsmenin hazırlıkları
icine girer. FEHMİ AKGUN “Yıllar Boyunca Tango1865-1993”